O gece

Bir arkadaşım o geceyi anlatıyor: “Saat 22,30 sıraları televizyonda tankların köprüyü kapattıklarını görünce babama ‘Baba galiba ihtilal oluyor’ dedim. Yetmişlik babam saatine baktı ve ‘bu saatte ihtilal olmaz’ dedi, gitti yattı.”

O gece ne oldu?

Niye öyle oldu?

Televizyonlarda bir takımadamlar hala bunları konuşuyorlar ama bazı konulara hiç girmiyorlar. Artık izlemiyorum.

Temel Trabzon’dan tekneye binmiş İstanbul’a gitmiş. İstanbul’da bir kavgaya karışmış ve birini öldürmüş. Hâkim “Anlat bakalım” diyor. Temel anlatmaya başlıyor “Hâkim Bey bindim kayığa Giresun önüme geldim. Bir fırtına bir fırtına… Attı bizi Trabzon önüne. Sonra yeniden yola çıktık. Ordu önlerine vardık. Gene bir fırtına, bir fırtına… Geriye döndük, Trabzon’a vardık” deyince Hâkim: “Oğlum sen bunları geç. İstanbul’a gel” deyince Temel akıllı: “Yaaa… İstanbul’a geleyim de beni as değil mi?” diyor.

Bizim çok bilen açık oturumcular temel gibi lafı döndürüp dolaştırıp, sadede gelmiyorlar. Sadece gelseler, terör örgütü dedikleri cemaat nasıl olup da askere, polise, yargıya sızdı? Nasıl oldu valilerin yüzde 80’i bu örgüte katıldı? Bu durum kimin gafleti, kimin dalaleti ve hatta kimin ihaneti ile oldu? Bunlar konuşulacak. Bu olanlardan hangi dersleri çıkarmamız gerekiyor bunlar konuşulacak. Bir daha böyle şeyler olmasın diye ne yapmamız gerekiyor bu konuşulacak. Bunlar konuşulmadığı için de ben dinlemiyorum.

Olayın üzerinden üç aydan fazla zaman geçti. O gece gerçekte ne olduğunu anlatması gereken medya hala kahraman yaratma, hamaset yapma peşinde… Kulak vermiyorum.

Böyle bir darbe girişimi olacağını bizim istihbarat örgütümüz sezmiyor, duymuyor, bilmiyor.

Nasıl oluyor bu?

Bilmiyoruz. Bu yüzden bu işlerle ilgili olarak yorum yapmıyoruz.

Darbeyi araştıran komisyona konuşan eski genelkurmay başkanı “2004’te hükümeti uyarmıştık ama hiçbir şey yapılmadı” diyor. Kim diye soramıyoruz, niye diye soramıyoruz. Korkuyoruz. Sorsak mesele anlaşılacak.

Gazetelerin nerede ise tamamı bu sözleri duymazdan gelmiş. Sadece üç gazete manşetten vermiş.

Yani?

Yani daha gerçekleri öğrenmeye hazır değiliz. Hazır olmadığımız için “Hainler şöyle yaptı, kahramanlarımız böyle yaptı” hamaseti ile ortalığı toza dumana veriyoruz ki kimse bir şey göremesin, anlamasın.

Bir gün toz duman yatışacak, olayın sorumluları sorumlu mevkilerinden inecekler, işte ondan sonra gerçekler olduğu gibi konuşulacak. Onun için bu gün konuşulanlara kulak vermiyorum, söylenenlere kafayı takmıyorum.